ADAM ÖLDÜRME SUÇU VE TARİHSEL AÇIDAN CEZALANDIRMA ŞEKİLLERİ

Ara 27, 2019 Ceza Hukuku

ADAM ÖLDÜRME SUÇU VE TARİHSEL AÇIDAN CEZALANDIRMA ŞEKİLLERİ

İLKEL DÖNEM

İlkel dönemlerde  kolektif  sorumluluk esastı,  çünkü suçlu aynı zamanda tanrılara karşı da suç işlemiş sayılırdı. Bireysel sorumluluk ise hukukun laikleşmesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Hareketlerin sonuçlarını bilen, tahmin eden, öngörebilen kişi sorumlu tutulmalıdır. Oysa tarihin ilkel dönemi de dahil çeşitli dönemlerinde çocuklar, deliler, ölüler dahi sorumlu tutulmuştur. Hatta bir insanı öldüren bir hayvan ise o bile cezalandırılırdı. Örneğin eğer, bir öküz bir erkeği yahut bir kadını  öldürürse, öküz mutlaka taşlanacak, ve onun eti yenilmeyecektir. Keza antik çağda, insanların  öldürüldüğü taş ve her türlü nesnenin yargılanması için özel bir mahkeme mevcuttu. Dahası o çağlarda, hayvanlara karşı, örneğin bir insanı öldüren boğaya yahut ürüne zarar veren çekirgelere karşı dava açmak mümkündü. Suçlanan hayvan hukuki biçimde mahkum ediliyor ve suçlu bir insan gibi cezası infaz ediliyordu. İlkel adalet anlayışında kimi zaman ,Çocukların işlediği suçlardan babanın veya ailenin, kabilenin bir üyesinin işlediği suçlardan ötürü tüm ailenin veya kabilenin sorumlu tutulması söz konusuydu. M.Ö 5.yy’a kadar Atina’da hainlerin oğullarına da ölüm cezası uygulanırdı. Fransız Devrimine kadar Kral’a yapılan suikastlarda suçlunun yakınları sürgüne gönderilirdi. İlkel Dönemde de, Adam öldüren suçlular tarihin bir çok döneminde olduğu gibi  genel olarak en ağır şekilde cezalandırılırdı. Bu cezalar da çoğunlukla öç alma kaynaklı ve işkence türü cezalardı. Kazığa oturtmak,  Yakarak öldürmek, Döverek öldürmek, Kafa kesmek, Kan kaybından öldürmek, Haşlayarak öldürmek, Canlı gömmek, Boğmak, Canlı olarak vahşi hayvanlara yedirmek, Hayvan derisine sarmak, Boğazlamak, Giyotin ile öldürmek, Asmak, Zehirlemek, Testere ile kesmek,  Dikenli fıçı cezası gibi.  Örneğin, Hammurabi  kanunlarında, bir adamın  Karısının  başka  bir erkek için kocasını öldürmesi halinde, kazığa oturtma cezası verildiği görülür.

             b. ESKİ ÇİN VE YUNAN UYGARLIKLARI DÖNEMİ  Eski Çin Ceza Hukuku , öç alma yani intikam esasına dayanır. Suçlu,  öldürülen kimsenin akrabalarınca yakalanarak cezalandırılırdı. Suçlu ya işlediği fiile aynen veya ona yakın bir cezaya çarptırılırdı. Örneğin, bir kimse diğerini öldürürse, maktulün akrabaları tarafından yakalanır ve öldürülürdü.  Yine acımasız ve akla hayale gelmez Çin işkenceleri de tarihin karanlık sayfalarında bir hayli fazla yer kaplamaktadır. Örneğin, adam öldürdüğü için idam edilecek kişinin yanı başında bir sac hazırlanır ve bu sac alttan verilen ateşle iyice kızdırılırdı. Kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırılarak, sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar daha dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilirdi.  Eski Yunan Hukuku’nda ise cezalar kölelere daha ağır  uygulanırdı. Eski Yunanistan’da kölelere işkence yapılması değişmez yazgı olarak kabul edilmiş, zamanın filozofları Eflatun ve Platon bunları onaylamıştır. Cezalar öylesine adilsizlik içeriyordu ki özgür insan para cezası ile kurtulurken köleye ölüm cezası verilmiştir.

             c. İSLAMİYET’TEN  ÖNCEKİ TÜRK HUKUKU DÖNEMİ   Türklerin Yarı göçebe bir toplum olmaları itibariyle,  ceza  uygulamalarının ya ölüm ya da sopa , damgalanma gibi haysiyeti zedeleyen fiiller şeklinde olduğu görülür. Mesela Hunlarda birisine kılıç çeken ya da eşkıyalık yapan öldürülürdü Göktürklerde de cana kast ölümle   cezalandırılırdı. .

            d. İSLAMİYET SONRASI DÖNEM İLE OSMANLI HUKUKU DÖNEMİ Osmanlı dönemi ceza hukuku da 1840 yılına kadar İslam ceza hukuku gibiydi . Başlıca norm Kur’an idi ve bunun yanında padişahın ve kadıların da suç ihdası konusunda büyük bir yetkileri vardı . İslam hukukunda  adam öldürme suçları kısas veya diyet gerektiren suçlardan sayılmıştır. Bu suçlar, kasten adam öldürme, kasıt benzeri ile adam öldürme, hata ile öldürme fiilleridir. Bunların cezaları, kısas veya diyettir. Bu cezalar, özellikle ferdin haklarını koruma amacıyla konulduğu için; kendisine karşı suç işlenen şahsın suçluyu affetmesi mümkün görülmüştür. Osmanlı siyasetnamelerinde de kasten adam öldürme suçunun cezasının kısas olduğu açıkça belirtilmiştir.  Osmanlı devletinin yükselme döneminde Zımmilerin bir köleyi öldürmeleri sebebiyle faillerden birine idam diğerine kürek cezası verilmiştir.   Meşru müdafaa durumunda örneğin bir kadın namusu için kendisine saldıranı öldürmesi halinde  gaza etmiş sayılmış ve ceza verilmemiştir. Ayrıca, Osmanlı hukuk doktrininde annesi, kız Kardeşi gibi namahremlerini ve/veya suç ortaklarını zina halinde yakalayanın öldürmesi durumunda failin cezasızlık sebebinden yararlanacağı kabul edilmiştir. Kanuni Kanunnamesi’ne göre namus cinayeti işlenmesi halinde ceza ve tazmin sorumluluğu yoktur. Adam  öldürmeye  teşebbüs halinde, o ana kadar gerçekleşmiş olan neticeden sorumlu tutulur. İştirak halinde ise birinin evini basarak öldürücü aletlerle şahsı öldürenlerden 20 tanesi kısasen ölüm cezasına çarptırılmıştır. Tekerrür durumunda ise kasten adam öldürme suçunda tekerrür veya itiyad haline ise siyaseten katl cezası verilmiştir. 

Fatih Ceza Kanunu’na göre;Kasten adam öldürme  Suçunda kısas

cezası uygulanmıyorsa zenginden 400, orta halliden 200, fakirden 100, çok fakirden 50 akçe almaktır.  Faili meçhul adam öldürme suçunda özel bir yemin usulü ile ölenin diyetinin ödettirilmesi anlamına gelen kasame müessesi geliştirilmiştir. Bu uygulamaya göre cinayetin faili bulunamazsa devlet diyeti kendisi öder. Bunun yanı sıra eğer maktul bir evde ölmüşse ve öldüren belli değilse o evde bulunanlardan ölenin diyeti alınır.  Tanzimat  Devri ile aydınlanma  çağına  giren Osmanlı 1840 yılında ilk Ceza kanunnamesini kabul etti.  Kısa bir süre sonra 1851 tarihinde Kanun-u Cedit adında yeni bir kanun yapıldı.Modern ceza hukukunun Osmanlı Devletinde uygulama bulması 1810 tarihli Fransız Ceza Kanununa dayanan 1858 tarihli ceza kanunnamesinin kabulü ile olmuştur. Bu yasa 1926 yılına kadar pek çok değişiklik geçirmiş ve bugünkü ceza hukukumuzun temeli olmuştur.

            e. CUMHURİYET DÖNEMİ    Cumhuriyet döneminde 01.03.1926 tarihli 765 Sayılı Ceza Kanunu 31.05.2005 tarihine kadar yürürlükte kalmış, daha sonra ise yerini 5237 sayılı Yeni Türk  Ceza  Kanununa bırakmıştır.  Modern ceza sistemi ile artık suçların belirli  ölçütler dahilinde tasnifi yapılmış ve ona paralel olarakta cezalar, kanunilik ilkesi temel başlığı altında bireysel, eşit, şahsi,  daha insani ve en önemlisi de düzeltilebilir hale getirilmiştir. Dolayısıyla artık, Bir kişinin işlediği bir suçtan dolayı çarptırılacağı ceza kanunda yazılıdır.  Aynı suçu işlemiş  iki  kişiye  birinin  yaşı küçükse veya birinde tekerrür mevcutsa ikisine de aynı cezanın verilmesi uygun olmaz.  Suç işleyen herhangi bir zümreye cezaların uygulanmaması gibi bir durum olamaz. Artık, Ceza sadece suç işleyen kişiye verilir, suç işlemediği halde, suçluya herhangi yakınlığı dolayısıyla bir kimse cezalandırılamaz.  Genel müsadere cezası konamaz. Bir kimsenin cinayet işlediği bir silaha el konabilir. Ancak cinayet işlediği bir kimsenin tüm malvarlığına el konulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz. Adli işlemlerde hata yapılması mümkündür. Bu nedenle hatanın meydana çıkması halinde cezanın tamirinin mümkün olması gerekir. Kuşkusuz cezayı ve sonuçlarının tamamen bertaraf etmenin imkanı yoktur. Fakat mali bir tazminatla bir dereceye kadar giderme imkanı olabilir.

Görüldüğü üzere “kısas” ya da “ öç alma “ güdümlü

Cezalandırma biçimi bugün “idam” cezasının  modern hukuk sistemlerinin hemen tamamında kaldırılmasıyla yerini bireysel ve özgürlüğü bağlayıcı cezalandırma biçimine bırakmıştır. Elbette bu gelişimin temelinde yatan etkenlerden birinin de ölüm cezasının adli hataların tamirine imkan vermemesi olduğu açıktır. Suçluları cezalandırmak yüzyıllar önce yalnızca “kötülüğe karşı koymak” maksadı ile gerçekleştirilirdi. Ancak ilerleyen zaman suç ve ceza bilimi olan “kriminoloji”yi ortaya çıkarmıştır. Bu bilim de suçu, suçluyu ve cezayı incelemekte ve toplumda suçun nasıl engellenebileceğini araştırarak toplumsal huzurun kurulmasına yardımcı olmaktadır.

            a. 5237 SAYILI YENİ CEZA KANUNUNDAKİ DÜZENLEME  Yeni TCK 81.Md. ile  “Kasten Öldürme”,  Bir insanı öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır’ olarak belirtilmiştir. Kasten öldürme suçunun nitelikli halleri ise Madde 82 ile “Tasarlayarak,Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle,  Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, Gebe olduğu bilinen kadına karşı,  Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,  Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, Kan gütme saikiyle, Töre saikiyle, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Yeni TCK md. 85 ile Taksirle adam öldürme suçu  (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Meşru müdafaa da ise öldürme fiilini gerçekleştirene ceza verilmemektedir.

Av. Fevzi Aksoy

ileAv. Fevzi Aksoy

1966 Ankara doğumlu, Emekli Jandarma Astsubayıdır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. Özellikle Ceza ve Askeri Ceza Yargısı, İdari ve Askeri İdari Yargı, Aile Hukuku, Ticaret Hukuku, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. 2005 yılından 2019 yılına kadar Ankara Barosu mensubu olup 2019 yılından itibaren İzmir Barosuna kayıtlı olarak görevine devam etmektedir.

YORUMLAR

Please Login to comment
  Subscribe  
Bildir